Ibrahim's profileBUH@R@43PhotosBlogListsMore Tools Help

Ibrahim Ozcadir

Clock

Loading...

Universal Video

Loading...

Calendar

Loading...

Calculator

Loading...

Aquarium

Loading...

Your IP Address

Loading...

BUH@R@43

Buh@r@43'ün yeri-Gayemiz Allah cc rızası spacemden alıntı yapabilirsiniz,bizde alıntı yapıyoruz...
Photo 1 of 29

gavsım

 

İnsanlara hizmet ve iyilik etmek isteyen kimse,kendi nefsini ıslah etsin..

Gavsi sani hz.)img513/6448/resimsensiirimy4gq8.jpg

"Bazan dünyanın işleri o kadar ağırlaşır ki, insan altından kalkamaz. Bunun için insan, Allah'ın dostlarıyla irtibat kurmalı, devamlı onlara yönelmelidir. Gönüldeki imanın feryadını yükseltmeli ki, evliyaların ve dolayısıyla peygamberlerin ondan haberi olsun".

Gavs-ı Sani (k.s)

Menzil´de iken gavsimiz ks  buyurmus´ki ;

"Zikr cekmeyen sofi avamdir. Naksi listesine sadece zikir  ceken sofiler yazilir.
 Nefis nefy isbat ile müslüman olur.
 Sofiler bize dünya sikayeti ediyorlar.Ama bir sofi gelip zikr ile soru sormuyor.
 Dünya dertleri hep gafletten geliyor. Zikri sürekli cekin,günahlara meyl etmeyin. Yoksa zikr uzar gider."

 Gavs hz.lerine bir sofi gelip "Zikrimi cekemiyorum "deyince mübarek celalleniyor. Mübarek  yok hastayim,yok yapamiyorum gibi dertlerin zikre mani olmadigini buyurmus ve her türlüsünün gafletten meydana geldigini buyurmus. Illaki zikri cekmek gerektigini buyurmustur.
Ve yine zikr cekmeyen rabita yapmayan kisiyi tanimadiklarini buyurmustur.
 Sofinin gavs hz.lerine kalben yakin olmasi icin en az 15 dakika rabita etmesi gerekiyor.
 Mübarek sofilerine edebi sart kosuyor  ve  sofilerinden  edebi bekliyor.
 Mübarek kendisi  gecisi  yürüyüsü  ile  o kadar cok seyi anlatiyor ki saymak ile bitmez. edeb,sukut.zikr.rabita,rahmet ne saysam az gelir.
Menzil´de öyle hizmetler varki herseyi sofi icin ayarlanmis. Görevlilere "Sofilerimi incitmeyin "diye talimat vermis.
 Sofi tevbe aliyor,yikaniyor,adabi yapiyor  günahlardan kurtuluyor. Seyda hz.leri cok seviniyor o zaman. Corba iciliyor sifa niyetine.zemzem gibi suyu bedene sifa...Öyle bir hizmet ediyorlarki orada basta gavsimiz dilinizi yutarsiniz
 O zamanin gavsi:)  Ingiltere, bosna, almanya, konya´dan 5 kafile,ankara saysam bitmez. masAllah (c.c.). Seyyid Abdulhalim buyurmus;Afrikadan daha gelecekler diye, böyle hizmet görmedim ben aglasak yeridir,herseyi ümmet-i Muhammed (s.a.v) icin.
Kiymet bilelim böyle Sultan bize hizmet ediyor,onun bizden bekledikleri var "Gayret" misal. Rabbim Sultanimiza uzun hayirli ömür versin.Iki cihanda ayirmasin,Ya Rabb!Sultanimiza karsi utandirma,layik sofi eyle.Yeterki üzmeyelim onu. Hakkini ödeyemeyiz ana babandan cok hakki var üzerimizde
Selametle kalin simdilik bu kadar Menzil´den konustuk..Anlayana ne hos
alıntıdır :kasriarifan

 

ÇOBAN VE SÜRÜ

  
img131/1232/srjt9.png

Sohbetin birinde vekillerden biri anlattı
“Gavs-i Sani Hz: buyuruyorlar:
Hatme,rabıta ve vird bizim yolumuzun esaslarıdır.
Bunlardan birini yapan

kapımızın önündedir.

İkisini yapanın eli elimizdedir.

Üçünü yapanın eli ,

cebimizdedir ne isterse alsın.”

Bilvanis.net ten alintidir.
incemevzu
ALLAH (cc) hepsinden razi olsun

Image

NAMAZI DOSDOĞRU KILINIZ..

  
img47/9197/zakaria1015rmkq1.jpg
Namazın Önemi ve Fazileti


1- Bilindiği gibi Yüce Allah'ı tevhid (bir kabul etmek), Onun eşsiz varlığını
bilip tasdik etmek, farz olan en büyük bir görevdir. Bundan sonra farzların en
büyüğü ve en önemlisi namazdır. Namaz, imanın alametidir, kalbin nurudur, ruhun
kuvvetidir, mü'minin miracıdır. Mü'min bu namaz sayesinde Yüce Allah'ın manevî
huzuruna yükselir. Yüce Allah'a yalvararak manevî yakınlığa erer. Mü'min için ne
yüksek bir şeref!..
    Bütün hak dinler, insanlara namaz kılmalarını
emretmişlerdir. Bizim sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)
Efendimiz de, peygamber olarak gönderilişlerinden itibaren namaz kılmakla
yükümlü olmuştur. Ancak o zaman, güneşin doğuşundan ve batışından sonra olmak
üzere günde iki defa namaz kılınıyordu. Sonra Miraç gecesinde beş vakit namaz
farz olmuştur. Hazreti Peygamber'in miracı ise, sahih kabul edilen rivayete
göre, Medine'ye hicretlerinden on sekiz ay önce Receb ayının yirmiyedinci
gecesinde olmuştur.
    2- Kur'an-ı Kerîm'de ve hadîs-i şeriflerde namaza
dair birçok emirler ve öğütler vardır. Bütün bunlar, İslam dininde namaza ne
kadar büyük önem verildiğini gösterir. Bir ayet-i kerîmenin anlamı
şöyledir:
    "Ey Resulüm! Sana vahy olunan Kur'an ayetlerini güzelce
oku ve namazı gereği üzere kıl. Gerçekten namaz, edeb ve namusa uygun olmayan
şeylerden, çirkin görülen işlerden alıkor. Her halde Yüce Allah'ı zikretmek, her
ibadetten daha büyüktür. Yüce Allah bütün yaptıklarınızı bilir."

   
Namaz ibadeti ise, en büyük zikirdir.
    Diğer bir ayet-i kerîmenin anlamı
şöyledir:
    "Namazı gereği üzere yerine getiriniz, zekatı yeriniz.
Nefisleriniz için hayır olarak önceden ne gönderirseniz, onu Yüce Allah yanında
(sevab olarak) bulursunuz; asla kaybolmaz. Muhakkak ki, Allah
yaptıklarınızı görür."

    Bir hadîs-i şerîfde:
   
"Namaz dinin direğidir." buyurulmuştur.
    Diğer bir
hadîs-i şerîfin anlamı şöyle: "Namaz, kişinin kalbinde bir nurdur; artık
sizden içini aydınlatmak dileyen, kalbindeki nurunu artırmaya
çalışsın."

    İşte bütün bu mübarek ayetlerle hadîs-i şerifler,
namazın Yüce Allah yanında ne kadar büyük ve makbul bir ibadet olduğunu
göstermeye yeterlidir.
    3- Gerçek şu ki, namaz çok mukaddes bir ibadettir.
Namazın faziletlerine nihayet yoktur. Namaz, aklı yerinde olan ve büluğ çağına
ermiş bulunan her müslüman için belli vakitlerde yapılması gereken şerefi yüksek
farz bir görevdir. Bu önemli farzı yerine getirenler, Yüce Allah'ın pek büyük
ikram ve ihsanlarına kavuşacaklardır. Bunu kasden terk edenler de, azabı çok
şiddetli olan Allah'ın acıklı cezasını çekeceklerdir.
    Müslümanlar, henüz
yedi yaşına girmiş çocuklarını namaza alıştırmakla görevlidirler. Bu çocuklara
ana-babaları ve yetiştiricileri namaz kılmalarını öğretir ve yaptırırlar. On
yaşına bastığı halde namaz kılmayan çocuğa velisi, üç tokattan ziyade olmamak
üzere, hafifçe el ile vurur.
    4- İnsan bir düşünmeli, her an Yüce Allah'ın
sayısız nimet ve ihsanlarına kavuşmaktadır. Öyle ikramı bol, merhameti geniş
olan yaratıcımızın tükenmeyen lütuflarına karşı teşekkürde bulunmak gerekmez
mi?
    İşte insan, namaz yolu ile şükür borcunu ödemeye, yaratıcısının lütuf
ve nimetlerini tatlı bir dil ile anarak kulluk görevini yerine getirmeye
çalışmış olur. Bu bakımdan: "Namaz, şükrün bütün çeşitlerini bir araya
toplar."
denilmiştir.

münacati gavsisani

 

Bir haç ziyareti sırasında Gavs-ı Sani Hz.lerinin Ravzada Resulullaha
(s.a.v.) hitaben yaptıkları münacaattır
MÜNACAAT-I GAVS-I SANİ

 

Esselam-u Aleyküm alemlerin rahmeti,

Esselam-u Aleyküm Rabbimin Habibi,

Esselam-u Aleyküm Anamız Fatıma’nın babası

Esselam-u Aleyküm dedelerimin dedesi

Esselam-u Aleyküm Ya Resulullah

Nuri Arşillah.

Cümle günahlarımla, isyanlarımla geldim Senin kapına.

Sultan-ı Melül bu günah benim günahım değil,

Ya Resulullah ümmetinindir; sofilerinindir.

Ya Rasulullah sen nasıl ki arşa ümmeti- ümmeti dedin, şimdi ben senin kapında sofilerim-sofilerim…

Ya Resulullah, eğer Habibimin sana verdiği vaat gibi, sen de bana, bu evladına söz vermez isen Arş-ı ala günü bayrağının altına almaz isen ben evliyalığı neyleyim. Ben sofilere ne söyleyim, hangi yüzle döneyim.

Şefaatin Ya Ceddil Hasan’ı Şefaatin Ya Habibillah…

Sen söylemişsin evliyaları seven bizi sever, bizi seven Allah’ı sever. Bizleri sevmişsin, bizi siz evliya etmişsiniz, onlar için aflarını, müjdelerini vermezsen kasva (kölen) gibi başımı vurur ben gitmem bu kapından…

İlla af Şefaatillah…

Sofilerin af şefaati Ya Ebu Kasım Muhammed A.S.v

 
 object width="425" height="350">


 

KURAN-I KERİM OKUNAN EV

 
  ilhan_rnk


 

 
Kur’an Okunan Ev
 
     Kur’an’ın okunduğu yerde melekler ve temiz ruhlar da hazır bulunur. Tilavet olunan her bir harf bir hava zerreciğinin içini doldurup atmosferin uhrevîleşmesine vesile olur. Kur’an, okunduğu yere huzur, mutluluk ve bereket getirir. Okuyana da, dinleyene de sevinç ve tarifsiz bir huzur verir. Gam, tasa ve kederlerini dağıtır, ümitsizliklerini siler, onları manen canlı ve aktif bir hale getirir. Her türlü vesvesenin o insanlardan uzaklaşmasına vesile olur. Cinnî ve insî şeytanlara karşı onları korur.
 
     Kur’an’ın bu yönünü Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem), on sene O’na sadakatle hizmet eden, Hz. Enes naklediyor: “Kur’an okunan evin hayrı artar. Böyle evlere melekler toplanır.” Ebu Hureyre Hazretleri de naklettiğimiz hadisi biraz daha açıklayan bir başka rivayette bulunuyor: Kur’an okunan evin hayrı artar; böyle bir ev, içinde oturanları sıkmaz.
 
      Bu evlere melekler toplanır; şeytanlar uzaklaşır. İçinde Kur’an okunan, anlam ve yorumuyla meşgul olunan ev, yıldızların yeryüzünü aydınlattığı gibi sema ehli için aydınlatılır.

istanbulun fethi

  
İstanbulun Fethi - 29 Mayıs

İstanbulun Fethi İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion'a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti olur.

Stratejik önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir, Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı, fakat alınamadı. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri'den başlayarak Karadeniz'e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da sonuçsuz kaldı.

1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti.

1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu ve Rumeli'de genişlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli'deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.

1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin'in de teşvikiyle İstanbul'a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan'nın karşısına Rumelihisan'nı yaptırdı. Edirne'de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 yılında, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç'i zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu'nun şehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan yürüterek Haliç'e indirdi. İstanbulun Fethi

Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması'nı Haliç'te görünce büyük bir korkuya ve paniğe kapıldılar. Haliç'ten ve karadan yapılan top atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı düzenlenmesine karar verildi. Hocası Akşemsettin II. Mehmet'e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, "Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduğunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs 1453 Salı günü, İstanbul fethedildi.

İstanbul'un fethi, hem Türk tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul'un fethiyle, Osmanlıların, Balkanlardaki ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün kalmamasıdır. Avrupa'da ilerleyişini sürdüren Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Dünya tarihi bakımından ise, İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın kapanıp Yeni Çağ'ın açılmasına sebep olmasındandır. İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti'nin başkenti olmuştur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs günü, aynı coşku ve sevinçle kutluyoruz.

 

Yarabbi sana kul olmak ne güzel,şükürler olsun Allahımmm

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usO'NUN DÜNYASI
Selam ve Dua ile Hoş geldiniz,...

İzinsiz Kopyalanabilir. Her Hakkı Açıktır.© 2006

ESMAÜL HÜSNA

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws




Image Hosted by ImageShack.us
er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk,
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', 
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,

es-Sabûr
İlhan_RNK
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
Click for Amasya, Turkey Forecast
 

KUTLU DOĞUM HAFTASI

KUTLU DOĞUM HAFTASI!...
 
TÜM ÜMMETİ MUHAMMEDE MÜBAREK OLSUN...../
 
ŞEFAAT YA RESULALLAH,..
 
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
 
 

SEÇME HADİSLER

               
           besmele56386.gif
         SEÇME HADİSLER
 
                                              Bu bölüm sürekli güncellenecektir.

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

" 

 allah_birdir.gif
 Image Hosted by ImageShack.us
1

 

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir, ya da boşa çıkarır. "

Buhârî,

Ebû Saîd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Erkek, erkeğin avret yerine, kadın da kadının avret yerine bakamaz. Bir erkek başka bir erkekle; bir kadın da başka bir kadınla bir örtü altında yatamaz."Müslim

 

İbni Abbas radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Hiçbiriniz, yanında mahremi bulunmayan bir kadınla başbaşa kalmasın."

Buhârî 

Müslim 

 

 

Safiyye Binti Ebû Ubeyd, Nebî sallallahu aleyhi ve hiçbir namazı kabul olunmaz."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
.

 

 

 

 

 

 

ZEMZEM SUYUNUN ESRARI

Image Hosted by ImageShack.usZemzem Suyunun EsrarıImage Hosted by ImageShack.us

1-) Avrupa`da labaratuarlarda yapılan araştırmaya göre Zemzem suyu
diğer sulara göre çok daha az kükürt taşimaktadir.
2-) Yine ayni araştirmaya göre diger sulara göre çok daha
besleyicidir ve çok daha fazla mineral barındırmaktadır.


3-) Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği şuanki
teknolojiye göre bile bilinemiyor. Yakınlarında hiçbir kuyu yok ve
denize de 80 km uzaklıkta. Bu şartlarda suyunu denizden veya baska bir
kuyudan alması imkansız. Nasil oluyor da yıllardır suyu bitmiyor, bunu
kimse bilmiyor.

4-) Açlıgını gidermek için içen kisinin açligini, susuzlugunu
gidermek için içenin susuzlugunu giderir.


5-) Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su,
hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının tüm su ihtiyacını
karşılamaktadır ve hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma
göstermemektedir.

6-) Dünya Sağlık örgütü (WHO)`nun raporlarına göre Dünya`daki en
içilebilir ve sağlıklı sulardan biri.

7-) Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre Dünya`da içinde
mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu
.

 

ziyaretçi defteri

  
Buhara 43
Sevgili arkadaşlar,Space'm hakkındaki görüşlerinizi yazarsanız sevinirim,tşk,...
Image Hosted by ImageShack.us
 ARKADAŞLAR LOGO KODLARIM:
<DIV><A href="http://spaces.msn.com/buhara43/"><IMG style="WIDTH: 185px; HEIGHT: 104px" height=125 alt="Buhara 43" src="http://img347.imageshack.us/img347/904/buhara433nw.png" width=200 border=0></A><

KENDİ CENAZE NAMAZINI KILAN ŞEHİTLER



KENDİ CENAZE NAMAZINI KILAN ŞEHİTLER
OLUR MU, OLMAZ MI ? Demeyin.......

Image Hosted by ImageShack.us

Babamım dostlarındandı. Dimdik yürüdü. Hani Allah'tan başka kimsenin önünde eğilmemiş tipler vardır ya,
öyle biriydi. Ben çok küçüktüm, evimize misafir gelirdi. "Oğul" diye seslenirdi hep. Bağdaş kurmaz, diz çöker öyle
otururdu. Gaz lambası ışığında daha bir heybetli görünürdü gözüme. Hep bitip tükenmek bilmeyen harp hatıraları anlatırdı.
Çanakkale, Gazze, Kafkas cephelerini dolaşmış; Sakarya, Dumlupınar'da savaşmış. Ancak İzmir'in kurtuluşundan sonra
köyüne dönebilmişti. Anlattıklarında hep acı, kan, cefa vardı. Kolay mı kazanılmıştı bu vatan? Ölüm neydi ki?
Şerbet içmek kadar kolaydı. "Biz kendi cenaze namazımızı kendimiz kıldık Çanakkale'de !" derdi sık sık.
Olur muydu??

Kirte muharebeleri sırasında bölükler arka siperlerde hücum sıralarını beklemektedirler. Ön siperlerdekiler ileri fırlamış
boğuşuyorlar. Yüzbaşı hucum için emir bekliyor. Bütün asker süngü takmış siperden fırlamak için hazır. Sinirler gergin ! ...
Bütün dudaklar kıpır kıpır dualar okuyor, kelime-i şehadet getiriyor. Süre uzuyor. Yüzbaşı erlere sesleniyor...
"Yavrularım... Aslanlarım... Biraz sonra Cenab-ı Rabb'ül Alem'in huzuruna varacağız. Abdestsiz gitmeyelim... Haydi !
Tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp, hep beraber teyemmüm edelim..."
Teyemmüm edilir... Bekleme devam etmektedir. Biraz sonra Yüzbaşı;
" Çocuklarım... Sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz... Önümüzde biraz daha zaman var. İleride arkadaşlarımız şehit oluyor.
Hem onlar için, hem de vakit varken, kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım..."
" Kabe Karşımızda... "

Arkadan Of'lu Ali çavuş bağırır. " ER KİŞİ NİYETİNE... "



O gün yapılan hücumda, kendi cenaze namazını kılan pek az kişi sağ kalabilmişti.
Onlar Allah'a verdiği sözü tuttular....

ŞEHİT HATIRALARI

  
 

 

ŞEHİT HATIRALARI



Afganistan mücahitlerinden, şehid-yazar Abdullah Azzam anlatıyor: 1980 yılında büyük bir Rus ordusu, beraberinde 70 tank ve çeşitli askeri araçlarla bize doğru ilerledi. Oniki savaş uçağı da bu orduyu havadan destekliyordu.

Mücahitlerin sayısı ise sadece 115 kişi idi. Derken aramızda büyük bir çarpışma meydana geldi. Neticede düşman mağlup oldu ve onüç tank tahrip ettik.

Bizden dört mücahit şehit oldu. Bunlardan biri "cennet gülünün oğlu" diye anılıyordu.

Bu şehidi savaş alanında defnettik. Üç gün sonra onu kabristana defnetmeleri için cesedini savaş alanından babasının evine naklettik. Babası naaşın başında durarak,

"Oğulcağızım! Şehit isen bana bir işarette bulun." dedi.
Bir de gördük ki, şehit elini kaldırıp babasına selam veriyor, onunla musafaha ediyor. Onbeş dakika kadar bu şekilde kaldıktan sonra elini çekti ve yarasının üzerine koydu.

O esnada babası şöyle dedi: "Oğlum elimi tutarken o kadar sıktı ki, neredeyse elim kırılacaktı."Abdullah Azzam'ın naklettiği bir olay da şöyle:

Mücahitler arasında cihada çok tutkun olan Ömer Yakub isminde biri vardı, şehid edildi. Yanına koştuk. Bir de baktık ki, silahına sıkı sıkıya sarılmış. Silahını almak istedik, fakat elinden atmaya gücümüz yetmedi. Bunun üzerine, "Yakub, biz senin kardeşleriniz!" diye seslenince hemen silahını salıverdi.

Yine mücahitler arasında Seyyid Şah isminde bir zat vardı. Kur'an hafızı, abid ve oldukça çalışkan olan bu mücahit, sabah aydınlığı gibi meydana çıkan sadık rüyalar görüyordu. Aynı zamanda keramet sahibiydi. O da şehit edildi, iki buçuk sene sonra cephe komutanı Nurulhak ile Seyyid Şah'ın kabrini ziyaret ederek açtık. Onu canlıymış gibi taptaze gördük. Sadece sakalı biraz uzamıştı.

Onu tekrar elimle defnettim.

.

MİSAFİR

 

 

Muslim Vd

Merak ediyorum

Eğer Hazreti Muhammed ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne
Aniden
   çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Verirdiniz  odalarınızın en güzelini,
Gelmişken misafirlerin en kıymetlisi.
Ve, sunardınız elinizdeki,
Yiyeceklerin, seçerek  en iyisini.


Ve, inanmasına çalışırdınız,
Onunla beraber olmaktan.
Ona evinizde hizmet etmekten,
Mukayese edilemeyen mutluluğunuza.  

Fakat... Onu gelirken gördüğünüzde,
Karşılar mıydınız hemen kapıda,
Açık kollarınızla,
Hoşgeldin diyerek misafirinize.

Yoksa... Değiştiririr miydiniz elbiselerinizi,
Buyur etmeden önce içeri.
Veya saklayıp bazı dergileri,
Koyar mıydınız  yerine Kuran'ı Kerimi. 

Hala seyreder miydiniz uygunsuz dizileri,
Televizyonunuzda,
Veya, koşar mıydınız kapatmak için düğmesini,
Rahatsızlık vermeden önce ona. 

Kapatır mıydınız radyoyu,
İşitmemiştir diyerek onu.
Ve ister miydiniz söylememeyi,
Telaşla çıkan o son kaba sözleri. 

Saklayıp da müzikleri,
Alır mıydınız Hadis Kitaplarını ileri.
Açar mıydınız kapıyı, doğruca girsin diye içeri, 
Yoksa eliniz ayağınıza mı dolaşırdı.. 

Merak ediyorum: Eğer peygamberimiz,
Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,
Yapmaya devam edecek misiniz,
Her zaman yaptığınız şeyleri?  

Diliniz söyler miydi,
O alıştığı sözleri.
Hayatınız değişmeden mi sürerdi,
Takip ederek geçmiş günleri. 

Devam eder miydiniz konuşmalara,
Ailenizde, her zamanki gibi.
Zor gelir miydi her yemekten sonra,
Yapılınca dua. 

Devam eder miydiniz namaza,
Üşenmeden her defa.
Kalkar mıydınız erkenden,
Her sabah, kılmak için namaza.  

Mırıldanır mıydınız aynı şarkıları,
Okurmuydunuz aynı kitapları.
Bilsin ister miydiniz,
Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

Götürür müydünüz sizinle,
Gitmek istediğiniz her yere.
Yoksa, değişir miydi planlarınız,
Sadece birkaç günlüğüne. 

Can atar mıydınız tanıştırmak için,
Onu en yakın arkadaşlarınızla.
Yoksa, onlar sakın gözükmesin,
Diye temenni mi ederdiniz, birkaç gün daha. 

Can atar mıydınız kalsın diye sizinle,
Ta sonsuza kadar.
Yoksa... Derin bir nefes mi alırdınız,
Sonunda gitti diye. 

Bilmek gerçekten ilginç olmalı,
Sizin tavrınızı.
Eğer Hazreti Muhammed (A.S.V) gelseydi,
Ziyarete birkaç günlüğüne sizi.

Image Hosted by ImageShack.us

Babadan kızına nasihat

BABADAN KIZINA NASİHATLER

 

“Kızım sen büyüdüğün,yuvadan çıkıp bilmediğin ve şimdiye kadar alışmadığın bir adamın evine gidiyorsun.Ben sana on şey söyleyeceğim,Onları kavra ve gereğince davran,eşinle güzel geçin:

1.Sana getirdiği yiyecek ve içeceği yürekten kabul edesin.

2.Kanaatkar olasın.

3.Emrettiğini yapmalı,yasakladığından kaçınmalısın.

4.Evini ve kendini temiz tutasın.

5.Güzel görünüp,güzel kokmalısın ki kocan senden iğrenmesin.

6.Uyuduğu ve yemek yediği vakitleri bilmeli,ona göre yemeğini veya yatağını hazır etmelisin.

7.Kocanın malını israf etmemeli,korumalısın.

8.Onun saygınlığını gözetmeli,hısım ve akrabalarına saygılı olmalısın.

9.Onun işlerinde muhalefette olmamalısın.

10.Sırrını kimseye ifşa etme,yoksa eziyet ve cefasına uğrarsın.

  Haydi kızım Allah yolunu açık etsin,bir yastıkça kocaltsın,namusumuzu heder etme,mutlu ol,…

Canım anneme ithaf olunur,Nur içinde yat,..

ANNEM YOK ARTIK

Annem yok artık.Beni düşünen kalbi yok.Bitti.
Umutsuz olmak istemiyorum.
Umutsuzluğun bir çıkar yol olmadığını biliyorum.
Annem yok artık,yeryüzü çok gördü onu,
Kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını
Çok gördü
Dalgın yüreğini çok gördü
Bizim için çarpan,kaygılarla dolu yüreğini.
Annem yok artık.Bu kesin.Gelinecek bir yere gitmedi.
İşte geldim çocuklar demeyecek
Nasılsın yavrum demeyecek
Sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,
Sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık,
Yine gel demeyecek,
Çıkarken ben kapıdan, çıkıp karanlığa karışırken
Yeni bir dönemi başladı ömrümün,
Annemin olmadığı dönemi,
Onu yüreğimin üstüne nasıl bastırmak
İstediğimi bilemeyecek artık.
Gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana,
Aklımda hep son dönemlerinin annemi
Hayatım sürüp gidecek,annem olmadan,
Çocuklarım olduğunda onlara annemi anlatabileceğim
Sadece.
Fotoğraflarına bakacaklar,
Ufarak,biraz mahsunca bir kadın
Küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp
Kapımı açıp girmeyecek
Yüreği dopdolu,trafikten insanlardan şaşkın,
Kocasına sığınan biraz bütün fotoğraflarında
Hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor,
kirmizi

HOŞ GELDİNİZ-WELLCOME MY SPACE, MAVİ ŞİMŞEK

 

Bu siteyi arkadaşına göndermek için tıkla! 

Image Hosted by ImageShack.us

www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws  www.Bigoo.ws

WEBMASTER by buh@r@43

 

 

Clock Calendar Search Engine

Loading...